Etkin bir fizyoterapi programı ancak uygun ve doğru bir değerlendirme ile gerçekleşebilir. Değerlendirmede, içinde bulunulan ortam da önemlidir. Çocuğun rahat olması ve kendini güvende hissetmesi değerlendirme açısından son derece önemlidir. Bunların dışında değerlendirmeci çok yönlü bir bakış açısı ile çocuğu gözlemlemelidir. Fizyoterapi programını etkileyen ve yön veren birçok faktör vardır.
Bunların arasında başlıca olanlardan kısa kısa bahsetmek gerekirse;
-Tanı
Hastalığın ya da rahatsızlığın tanısının konması direkt olarak fizyoterapi programını biçimlendirmede ana etken olacaktır fakat maalesef tanının saptanmasının mümkün olmadığı zamanlarda vardır. Bu gibi durumlarda fizyoterapi alacak bireyin önündeki engeller ve ihtiyaçları saptanarak bunlara yönelik bir program düzenlenir.
-Mental Durum
Bireyin mental durumu tedavinin etkinliği açısından önemlidir. Tedaviye aktif katılım bireyin aldığı verimliliği arttıracaktır. Bu sebeple fizyoterapi programına ek olarak verilen bireysel eğitim dersleri de tamamlayıcı nitelikte ve son derece önemlidir.
-Motor Gelişim Basamağı
Bireyin motor gelişim basamağı doğru değerlendirilerek, motor gelişim basamağına uygun egzersizler uygulanmalıdır. Ayrıca bir yandan bir sonraki basamağa yönlendirilmesi sağlanmalıdır. Mümkün olan durumlarda üst basamaktan bazı egzersizler programa eklenebilir.
-Görme- İşitme- Konuşma
-Kas gücü ve istemli kas kontrolü
Kas gücü ve istemli kas kontrolü yeterli seviyeye getirilmeli. Bunun için bireyin öncelikleri belirlenerek bu hareketleri meydana getiren kaslar üzerine yoğunlaşılmalıdır. Postürü ve dengeyi sağlayan kaslar bunların başlıcalarıdır.
-Refleksler, kas tonusu
Hastalığın ya da rahatsızlığın çeşitlerine göre bazen patolojik refleksler, fazla kas tonusu (hipertonus) yada yetersiz kas tonusu (hipotonus) durumu gözlemlenebilir. Bu gibi durumlarda fazla kas tonusunu baskılamaya yönelik, az kas tonusunu ise arttırmaya yönelik egzersiz programı uygulanmalıdır.
-Eklem Hareket Açıklığı
Yeterli eklem hareket açıklığının korunması ya da kaybolan eklem hareket açıklığının yeniden kazandırılması gereken fonksiyonel kapasiteye ulaşılması için zorunluluktur. Eklem hareket açıklığının azalması bazen kas kısalıklarından olabileceği gibi bazen de eklem deformitasyonundan kaynaklanabilir. Bu sebeple bu durumun hangi sebepten kaynaklandığı belirlenmeli ve ona uygun egzersizler uygulanmalıdır.
-Eklemdeki deformite ve donukluklar
Uzun süre aynı pozisyonda kalan ya da kas kısalıkları sebebiyle tam olarak kullanılamayan eklemlerde deformite ya da donukluklar gerçekleşebilir. Bu sebeple eklem hareket açıklığı egzersizleri basit ama önemli egzersizlerdir. Aile bu konuda bilgilendirilmeli ve programın devamlılığı açısından egzersizler aile bireylerine anlatılmalı, gösterilmeli ve aile tarafından da uygulanması sağlanmalıdır.
-Denge ve Koordinasyon (Otururken, ayakta dururken ve yürüyüşte.)
Denge ve koordinasyon tedavinin son aşamalarından biridir. Otururken ve ayakta dururken var olan denge durağan (statik) dengedir. Yürürken var olan denge ise hareketli (dinamik) dengedir. Denge ve koordinasyon için gerekli yeterlilikler oluşturulmalıdır. Örneğin; oturma postürünü ya da ayakta durma postürünü yetersiz kas gücünden dolayı sağlayamayan ya da zorlanan bireyde denge-koordinasyon egzersizleri verimsiz, belki de faydasız geçecektir.
-Yürüyüş
Birey denge ve postürünü sağlamakla birlikte normal veya anormal bir yürüyüş paternine sahip olabilir. Anormal yürüyüş paterninin değerlendirilmesinde problemin neden kaynaklandığı çok iyi değerlendirilmelidir. Bu gibi durumlar yanlış alışkanlıklardan kaynaklanabileceği gibi, eksik kas gücü, eklem deformitesi, eklem donukluğu ya da nörolojik olarak kaslarda yeterli motor uyarının oluşamaması gibi durumlardan kaynaklanabilir. Elbette başka sebepler de sıralanabilir ancak her durumda yanlış yürüyüş paterni, yanlış yük dağılımına sebep olacaktır. Bu durum da zincirleme olarak diğer eklemler ve omurgada problemler oluşmasına sebep olabilecektir. Bu yüzden yanlış yürüyüş paterninin en kısa sürede önüne geçilmeye çalışılmalıdır. Gerekirse uygun cihazlama ile desteklenmelidir.
Son olarak çocuğun içinde bulunduğu fonksiyonel durumun değerlendirilmesinden de söz etmek gerekir. Çünkü fizyoterapi programının temel amacı; var olan fonksiyonel kapasiteyi geliştirmektir. Bunun anlamı her zaman çocuğun yürümesi, koşması veya merdivenleri çıkması olmayabilir. Bazen imkanların el verdiği ölçüde içinde bulunulan durumdan da maksimum fayda sağlanmaya çalışılmalıdır. Örneğin; alt ekstremitenin (ayak ve bacakların) nörolojik olarak kullanımının mümkün olmadığı durumlarda üst ekstremiteden (eller ve kollar) maksimum faydanın elde edilebilemesi için üst ekstremite ve gövde kaslarının fonksiyonelliğinin arttırılmasına yönelik çalışılmalıdır.
Bahsedilen durumlar gibi birçok etmen ve örnek daha vardır. Tüm bu durum ve faktörler kurumumuzda uygun ortam ve fizyoterapistlerimiz ile detaylı bir şekilde değerlendirilir. Tedavi, bilgi ve beceri bakımından yetkin fizyoterapistler tarafından uygulanır. Ayrıca ailenin de tedaviye eşlik edebilmesi için sürekli olarak bilgilendirme ve eğitimle geçen interaktif bir tedavi seyri izlenir.
Kurumumuzda kayıtlı olun ya da olmayın aklınıza takılan sorular için çalışma günleri içerisinde bizi ziyaret edebilir ve sorularınız hakkında gerekli bilgi ve yönlendirmeleri alabilirsiniz.